Dövme Tattoo Kadın Feminizm

Dövme Yaptıran Kadınların Renkli ve Yıkıcı Tarihi

 

Yakın zamanda yeniden basılan bir kitap, vücut sanatının yasaktan modaya nasıl evrildiğini inceliyor.
Dövmeli kadınlar bir zamanlar sirk ucubeleri olarak görülür ve çalışırlardı. Günümüzde ise havalı hipster imajı taşıyorlar...

Margot Mifflin tarafından yazılan 'Body Art, Bodies of Subversion: A Secret History of Women and the Tattoo' adlı bir kitabın kısa süre önce yayınlanan üçüncü baskısı, dövme popülaritesinin kadınlar arasında nasıl arttığını belgeleyerek izini sürüyor. Böyle bir kitap yayınlamak için doğru bir zaman çünkü Mifflin, dövmenin son birkaç on yılda hem estetik olarak hem de sosyal olarak 'büyük ölçüde değiştiğini' söylüyor. Sınıf ayrımı gözetmeksizin toplumun her kesiminde dövmelere rastlıyoruz.

"Geçen yıl itibariyle Amerikan tarihinde ilk defa, erkeklerden daha fazla kadın dövmeli"

diyor.

Dövmesi olmayan Mifflin, Lehman College / CUNY Graduate School of Journalism'de doçent ve 90'ların ortalarında Elle ve ARTnews gibi yayınlar için feminist sanat ve pop kültürü hakkında makaleler yazdıktan sonra kültür eleştirmeni olarak araştırmacı / yazar kariyerine devam ediyor.

"Kültür savaşlarının sonunun geldiği ve metalaşma sorunlarının başladığı bir dönemde dövme yaptırmanın o zamanki kadınların hayallerinin, korkularının ve tutkularının inanılmaz bir barometresi olduğunu gördüm. Bu sebeple Avrupalı ve Amerikalı kadınların dövme yaptırmaya başladığı 19. yüzyıla doğru giden bir araştırma serüvenine koyuldum."

Özellikle son on yılda dövme hakkında çok şey yazılmış olmasına rağmen, Mifflin popüler basında çok az şeyin kritik veya analitik olduğunu belirtiyor:

"Görsel okuryazar olan insanların bu konuya ne kadar az ilgi gösterdiklerine her zaman şaşırdım ve şaşırmaya da devam ediyorum çünkü dövme; çevremizde ve her yerde. Sadece son birkaç on yılda, görsel sanatlarda var olan kronik bir sınıf ön yargısı tersine döndü. Vakti zamanında graffiti gibi 'alçak' ve hor görülen bir sanat dalı bugün öğrencilere burs sağlıyor. Yinede medya dövmeler konusunda hevesli olsa da, popüler moda, halk sanatı, grafik tasarım ve güzel sanatlarla olan bağlantılarına rağmen, sanat dünyası bunlara hala çok az ilgi gösteriyor."

Yani Mifflin'in tezi, bu ön yargılara karşı yıkıcı bir tutumla baş kaldırıyor. Batı kültüründe dövmelerin kadınlar için her zaman trajik olduğunu ekleyen Mifflin, özellikle 19. yüzyılda kadınların saf olması, vücutlarının gizlenmesi ve kontrol edilmesi gerektiği ve kadınların kendi arzularını ifade etmemeleri gerektiği varsayımını ihlal ettikleri zaman ayıplanan kadınlar, dövme yaptırdıklarında da ciddi bir baskıyla karşı karşıya kalıyordu. Dönemin algısında kadınların dövme yaptırması 'cildi kişisel zevkleri yansıtan imgelerle kalıcı olarak işaretleme eylemi' olarak görüldü.

"20. yüzyılın başlarında dövmeler, erkekleri tahrik ettiği gerekçesiyle olan ilişkileri nedeniyle damgalandı (hatta bazı yargı alanlarında yasa dışı ilan edildi). Dövme yaptıran orta sınıf kadınlar, dövmelerini sergileseler bile 'gevşek' veya keyifsiz olarak kabul edileceklerini biliyorlardı. 60'lar ve 70'lerde dövme, karşı kültürle daha doğrudan bağlantılı hale geldi ve 2000'li yıllara kadar bu şekilde kaldı. Artık dövmeler o kadar trajik şeyler değil ya da 'kötü' kadınlarla ilişkili değil. Bunun yerine, en silinmez türden moda aksesuarları haline dönüştüler."

"Dövmeli kadınların hepsi ucube sayılmasa da - dövmeli toplum kadınları, 19. yüzyılın sonlarında, önce Londra'da, sonra da New York'ta moda olan dekoratif, geçici dövmeler taktılar. Çok mürekkep ve boyalı kadınlar "doğanın ihlali" olarak kabul edildi. Erkekler için de benzer bir şey söylenebilirdi, ancak kadınlar kesinlikle daha az kabul edildi çünkü; annelik, kadın sezgileri ve kültürde çok fazla etkiye sahip olmalarını engelleyen diğer kadınsı maddi olmayan varlıklar aracılığıyla daha açık bir şekilde doğa ile ilişkilendirildiler."

Sirk ve karnavalların ucube gösterisi hanımları da toplum içinde çıplak tenlerini gösterdikleri için suçluydu.
Mifflin kitabında, ailesi 1850'lerde Güneybatı Kızılderilileri tarafından öldürüldükten sonra öksüz kalan ve ardından kabile kabulünün bir işareti olarak çene dövmesi yapılan, Mohave Kızılderilileri tarafından evlat edinilen ve büyütülen 'trajik iki kültürlü bir Amerikalı' olan Olive Oatman'dan bahsediyor. 19 yaşına geldiğinde ait olduğu beyaz topluluğa geri döndükten sonra, iki kültür arasında mahsur kaldı ve dövmesi onu bir Mohave yani Kızılderili olarak işaretledi. Bu durum bir tür etnik engel görevi gördü.

"Bir şekilde uygun," diyor Mifflin, "Kolonileşen geçmişimizin ve çok kültürlü günümüzün ışığında, ilk Amerikan dövmeli kadının 'beyaz bir Kızılderili' olması çok isabetli. Bu durum ülkenin üzerine kurulduğu iki kültürü kelimenin tam anlamıyla somutlaştırdı."

Let's Tattoo Instagram hesabımızı ziyaret etmek için tıklayın.

 

Let's Tattoo galerimizi ziyaret etmek için tıklayın.

Dövme Tattoo Kadın Feminizm